Her ruh bir kadının bedeninde üflendi !

Rudenko Photography İle Röportaj Yaptık. / Interview with Rudenko Photography
2017/02/16
‘Nasılsın ?’
2018/08/13

Kadın olmak ne zor zanaat.

Feminist değilim ancak toplumda kadının kadın, erkeğin erkek gibi davranması, ‘erkek gibi kadın’ tabirinin yok olması gerektiğini düşünüyorum.
Neden mi ? Bunu cinsiyet ayrımı yaparak anlatacağım.
Önce baylar.

Bu kısmı sizin için yazıyorum.
Öncelikle her fırsatta kadın erkek eşitliğini savunduğunuzu, şiddete karşı olduğunuzu, kadına hiçbir şekilde tacizde bulunmadığınızı söylüyorsunuz ya bundan vazgeçin. Çünkü yalnızca söylüyorsunuz, uygulamıyorsunuz. Ya söylemekten vazgeçin ya da bir an önce uygulamaya girişin !
Günlük rutin davranışlarınızı sorgulayın. Düşünün mesela herhangi bir toplu taşıma aracına bindiğinizde kendinizi bir kadına yanaşmış şekilde buluyor musunuz ? Ya da bir kadının karşısına geçip de kadın ortamdan ayrılana dek süzüyor musunuz ? Veya elini uzatmasını beklemeden, ki bu bir görgü kuralıdır, rahatsız edercesine kaç kadınla tokalaştınız ?
Şimdi bir de o kadının yerine koyun kendinizi. Hoşlanmadığı hatta rahatsız olduğu halde karşısında durup da psikolojik baskı uyguladığınız kadınları getirin aklınıza. Ya bu kadın anneniz olsaydı ya ablanız veya eşiniz. Toplumdaki kadınlara sizin için masumane olduğunu iddia ettiğiniz bir bakışınızla, bir tokalaşmayla eziyet ediyorsunuz, fark edin !
Yaşattığınız baskıya verecek daha çok örneğim var.

Mesela trafikte.
Hiç unutmam, Ankara’da taksiye binmiştim. Taksici amca önümüzdeki aracın hızının yavaş olmasından ve sürücünün şerit ihlali yapmasından kaynaklı bir hayli sinirlendi ve ekledi ‘ Kadınlar bir numaralı trafik canavarı.’ Ben duyduklarım karşısında şaşırmış bir şekilde vereceğim cevaba odaklanırken önümüzdeki araç sinyal vermeden soldaki sokağa doğru kıvrıldı ve ne görelim. Aracı süren 50-55 yaşlarında bir beyefendi. Bunu fırsat bilen ben de ‘Trafik canavarı mı dediniz ? Pardon amca ama o ilk başta siz erkeklersiniz.’ diyerek sözünün iadesini yaptım. Devamı, amca ile kadının trafikte gördüğü baskıyı eğlenerek tartışmamızla devam etti.
Sonuç, kadınların var olmasına hayatın hiçbir alanında şans vermediğiniz gibi trafikte de vermiyorsunuz. Her fırsatta kornaya basıyorsunuz ve en kötüsü de kadınlara küfrediyorsunuz. Olmuyor beyler, o övündüğünüz erkekliğinize sığmıyor. Oysa doğru olan yavaş ve temkinli kullanmak, sizler gibi hızlı ve tehlikeli değil. Bu şartlarda kadınlar nasıl bir numaralı trafik canavarı oluyor bir anlatın bakalım.
Tek bir kadına saygı duyup onunla yetinmeyi başaramıyorsunuz ama istediğiniz her kadının yalnızca size ait olmasını istiyorsunuz. Sizce de yetinemediğiniz o kadınlara çok büyük bir haksızlık yapmıyor musunuz ?
Devam edeyim. İş hayatında da kadın olarak fazla bir şansınız yok. Çünkü evleneceksiniz diye iş bulamazsınız, çocuk doğuracaksınız diye işsiz kalırsınız ya da iş hayatınızda sürekli duygusal düşündüğünüze dair tenkit edilirsiniz. Oysa sizler şunun farkında değilsiniz. Biz kadınlar dolaylı düşünürüz yani bir anda birçok şey düşünebilecek, aynı anda birçok iş yapabilecek kadar yetenekli yaratıldık. En zeki erkeğin bile elde edemeyeceği en önemli şey en aptal kadındaki ,o duygusal düşündüğümüze dair ifadenizin gerçek anlamı, duygusal sezgi. Hissettiklerini doğru ve objektif bir şekilde yönetebilen her kadın duygusal sezgisi ve tabi ki zekası sayesinde bugün birçok erkekten çok daha başarılı konumda. Öncelikle kadının da en az erkekler kadar başarılı olabileceğini kabul edin ve iş hayatında kadına daha çok yer verin. Yoksa kaç erkek aynı anda ev işleri yapıp, çocukla ilgilenip bir de üstüne çalışabilir ? Haksızlık etmeyin.
Kadın dediğiniz hoyrat değildir. Naziktir, kırılır. Lütfen erkek gibi kadın tabirini lügatlarınızdan silin yerine kadın gibi kadın tabirini ekleyin. Çünkü olması gereken budur. Bu demek değildir ki kadın hiçbir şeye elini sürmesin. Kadınlar beceriklidir. Erkeklerin yaptığı işin büyük bir çoğunluğunu yapabilir ama ne gerek var. Siz daha kuvvetliyseniz kanepeyi kaldırıverin de tozunu kadınlar alsın yine.

Gücünüzü kadınları dövmeye değil, ihtiyaçları olduğunda onların ihtiyaçlarına harcayın. Maksat ruhundan anladığınızı hissettirebilmek. Fark edin, her fırsatta yardım edin.
Kadınlarla yarışmak yerine kadınların hayatınızın olmazsa olmazı olduğunu kabul edin. Unutmayın, ruhunuz bir kadının bedeninde üflendi !
Sizleri asla yok saymıyorum. Varlığınız kadınlar kadar kıymetli. Yalnızca bazılarınızın kadınları yok saymaya gösterdiği meyile karşı direnç gösteriyorum.

Şimdi sıra bayanlarda.
Bayanlar bu kısım da sizin için.
Öncelikle kendi gücünüzün farkına varın. Değersiz hissettiriliyorsanız bu toplum kadar sizin de suçunuz. Değersizliği kabul etmeyin.
Neden bir canlıyı bedeninizde hayata hazırlama görevi size verildi, nasıl bir güçtesiniz ki o acıyı çekebilecek kadar güçlü kılındınız bunları düşünün. Kadın olduğunuz için yetersiz, değersiz, beceriksiz değilsiniz. Muazzam yetenekte ve çok kıymetlisiniz. Lütfen ama lütfen fark edin.
İkinci olarak hislerinizi başarıyla yönetebilmeyi öğrenmeniz gerek. Her hissettiğiniz doğrudur ama bunu nasıl yorumladığınız ve bu yoruma karşı nasıl bir tutum sergilediğiniz sizi başarı ile başarısızlık arasında sıraya sokar. Sadece hisleriniz de yetmez, lütfen hislerinizle aklınızı harmanlayarak kullanın.
Bedeninizi kullanmaktan ziyade aklınızı, yeteneklerinizi, sezgilerinizi kullanın ve onlara yatırım yapın.
Ve rica ediyorum birbirinizle uğraşmayı bırakın. Kadın kadının yoldaşıdır,düşmanı değil. Bunu artık fark edin ve birbirinize her fırsatta destek olun.
Ayrıca dünyada arkadaşınızın aldığı pahalı çantadan ya da bindiği lüks arabadan daha önemli şeyler oluyor, bunlara kafa yorun ve bu dünya için o değerli sezgilerinizle büyük farkındalıklara imza atın.
Toplumun tüm bireyleri için ise ortak olarak söyleyeceğim tek şey var.’ Erkek yapar, kadın yapmaz.’ denilen tüm öğretilerden kurtulun. Günahsa ya da sevapsa bu hepimiz için geçerli. Günah kadınlara, sevap erkeklere yazılmıyor.
Kısaca kadınlar ve erkekler ayrılmaz bütünün iki parçası. İki parçanın da tanımlanması doğru yapıldığında ve baskı ortadan kalktığında bu dünya inanın hepimiz için yaşaması daha keyifli bir yer olacak.
Aşkla…

P.S. Okumuş olduğunuz yazım 2015  yılı içerisinde köşe yazısı yazdığım bir gazete için yazılmıştır.

Comments are closed.